Binin Yazarıyla Röportaj

Bir varmış, bir yokmuş, evimiz daha bir yaşına girmeden Kitaplık’taki hikaye sayısını bin yapan Quicksilver nickli, Celia isimli tatlı mı tatlı, güzel mi güzel bir yazar varmış. Bir gün evin adminiçelerinden Atalente demiş ki, ah Celia, vah Celia, gel seninle bir röportaj yapalım, görsün bakalım ayna var mı daha güzel yazar dünyada? Atalente allem etmiş kallem etmiş, sonunda Celia’yı klavyenin başına oturtup karşısına geçmiş, başlamış konuşmaya bunlar. Gerisi malum, gökten elmalar, kovalayan tavşanlar, hikayeler falan filan. Bakın neler demiş hatun Celia, dudaklarınızı uçuklatacak.sjslfgkjhjhd

Selam Celia, öncelikle bana zaman ayırdığın için teşekkür ederim, didiklenmeye hazır mısın?

– Ben teşekkür ederim ve hazırım!

O zaman başlayalım! Betan hakkındaki düşüncelerini sorarak başlıyormuşum lol-Şakaydı. Evimizdeki bininci hikayenin(ya da bininci hikayenin ve ondan önceki üç hikayenin de mi demeliyim) yazarısın. Bu konudaki hislerini öğrenebilir miyiz? Başlamışken yıldızı parlayan bininci hikayenden ve onun ait olduğu seriden de biraz konuşalım?(Reklam tamamen serbest!)

– Hmm *derin nefes alır* çok mutluyum aslında, benim Ev’de aktif olduğum ilk zamanlar Yaza Yazı Yaz vardı ve yarışmanın sonunda hikayelerin yıldızı parlayınca çok hoşuma gitmişti. Hani o köşe başlı başına ismiyle bile güzel-orada olacağımı hiç düşünmezdim.

Bininci hikayem Overshadow serisinin bir parçası, seri biraz korku ve dram temalı küçük hikayelerden oluşuyor, spoiler olmasın, beklenmedik bir anlatıcısı var diyeyim. Şimdilik beş hikaye ama devamı gelebilir. Ben de bilemiyorum. Beklerim, efenim. (Reklamlar bitti.)

Orada olmayı kesinlikle hak ediyorsun ama, ayrıca devam etmeli bence(objektifliğimden bu kadarasksjflg) Ev’den, hikayelerden girmişken oradan devam edelim. Ev’i nasıl keşfettin? Seni Ev’deki neredeyse bütün etkinliklerde görüyoruz, katkın çok büyük, etkinliklerde hep en büyük destekçilerimizden birisisin. Bu etkinlikler hakkında neler düşünüyorsun? Yapılabileceğini düşündüğün başka etkinlikler var mı? En sevdiğin etkinlik hangisi-Burada HEPlerden ve Kel-İd’den de bahsetmeni istiyorum azıcık.

– Ev’i nasıl keşfettim? *utanır* Bu hikayeyi Apartman Toplantısı’nda da anlatmıştım ben. Ao3’de geyiğine Türkçe ficlere bakıyordum oradan profilleri kurcalamaya başladım, Enlayt’ı buldum sonra bayağı stalkladım onu ben *çok utanıyorum* hem kitaplarını buldum hem de Ev’i.

Etkinlikleri seviyorum kesinlikle Ev’i Ev yapan şeylerden ve gerçekten çok güzeller. Yapılabileceğini düşündüğüm etkinlik sorusunu atlıyorum, şu an aklıma bir fikir gelmedi. En sevdiğim etkinlik kesinlikle Kel-İd, bizim kendi küçük NaNoWriMo’muz büyüyecek inşallah *tahtalara vurur* HEPleri katılım ve çeşitlilik açısından çok seviyorum, hani temamız ne olursa olsun çok farklı şeyler çıkabiliyor, o yüzden yazması da okuması da çok güzel oluyor. Favori HEPim “Okulun İlk Günü” hani bir gün için ne kadar farklı ve çok şey çıkmıştı, çok güzeldi.

Ahahaha utanacak ne var canım, hepimizin içinde profesyonel birer stalker yatmıyor mu(random). Aa, apartman toplantısı dedin gönlümü çeldin, sen İstanbul apartman toplantısına katılan üyelerden biriydin, ondan söz eder misin kısaca? Senin açından nasıldı? Dedi toplantıya gidemeyen adminiçe.

Evet İstanbul’daydım ve çok gergindim, gelip gelemeyeceğimi bile bilmiyordum. Alara gelmemi sağladı açıkçası ve herkesle orada tanıştım diyebilirim. Çok güzeldi, gerçekten Ev havası vardı.

Darısı gökdelen toplantılarının başına!! Pekala, en başta sormam gereken soruyu şimdi sorayım. Bize kendini anlatabilir misin biraz? Yazmaya nasıl, ne zaman, nerede başladın? Favori fandomların, shiplerin, karakterlerin(Bu soruyu cevaplamak çok zor biliyorum, yapabildiğin kadar) neler? Yazarken seni motive eden şeyler var mı? Senin için yazmak neleri ifade ediyor? Yazdığın ilk hikaye neydi?

– Celia on sekiz yaşında bir psikoloji öğrencisi. Yazmaya ne zaman başladım bilmiyorum, elimde hep kalemim vardı. Bir sürü karakter biriktirdim, birkaçı hariç hepsi solup gitti. Bitirdiğim ilk özgün 2013-2014 arasında olduğu için onu söylüyorum hep, o yüzden ilk hikayeme de onu diyeyim. Angels of Death, şu an üç kitaplık seri oluyor.

Favori fandomlarımda başı Haikyuu çekiyor, o animede birçok shipim var, otplerim BokuAka ve IwaOi. Sonra onu Durarara takip ediyor, favori fandomım o herhalde. Free’de RinHaru, PJO’da Solangelo, Adventure Time’da Bubbline bu sıralar okuduklarım. Liste uzar gider… Favori karakterim… Çok oğlum var, çok wifeım var ama hepsinden bir başka olduğu için Orihara Izaya derim, tumblrımda “my literal god” diye etiketli zira.

Benim için yazmak kendimi ve içimdeki minik dünyaları dışarı yansıtmak demek. Yeni kişilere hayat vermek, imkansız durumlar yaratmak ve düğümler oluşturup çözmek demek.

Yazarken bütün bunların heyecanı beni motive ediyor, bu yüzden asla bırakamam sanırım yazmayı.

Ufukta en az üç kitaplık kocaman bir evren yazmak var yani, hem de yıllardır kafanın içinde var olup ikinci kez yazılacak olan? Ondan bahseder misin biraz? Ve varsa başka gelecek planlarından, yazmayı planladığın başka neler var?

– Skylight, Firestorm, Midnight. Genç bir kızın ölüm meleğine dönüştürülmesiyle başlayıp dallanıp budaklanan bir seri. Baş karakter açısından spoiler veremem ama piyonlar şah, şahlar piyon olacak diyebilirim. Konusu ve olay örgüsü çok uzun zamanda, detaylar üzerinden işlenerek kuruldu, işler birbirine giriyor ve ancak kesilerek düzeltilebiliyor diyebilirim.

Onun dışında dört yıllık rüyalarımla çatısını oturtacak olan What’s In Your Head var, dünyayı bir hastalım sarıyor ve bizim kız gerisinde ne bıraktığına aldırmadan koşmak zorunda.

Bir de Spellbound var. Malum sinsi cadımız Melanie’yle cin olmadan adam çarpmaya çalışan Chiara’nın aşkını anlatacağım. Sanırım ufukta görünenler bu kadar.

Yaa hepsini yerim, hepsi benim bebeklerim!(dedi beta Melisa) Yazdıkların arasından en sevdiğin hikaye? Ya teknik açıdan hangisini en başarılı buluyorsun? One-Shot ya da drabble bile olabilir. Diyelim okuyucu buradan çıkıp profiline girecek, seni okumaya nereden başlasın?

– Aurum 79, hatta bütünüyle The Metal Cat serisini çok severim. Illuminations küçük tatlı bir masal, çok sıcak çok sevimli. Ama favorim ve nereden başlasınlar’a cevabım 30 Lives olacak. Karakterler ve konu öyle aktı ki içimden, hani yazdığım bir şeyi o kadar sevmeyeli uzun süre olmuştu.

Merak ediliyor olabilir, nickinin ve Celia isminin sendeki hikayesini öğrenebilir miyiz ucundan?

– Celia benim yarattığım bir karakterdi, sonra bana o kadar yakınlaştı ki ben oldu. Nickim ise en sevdiğim element olan cıvadan geliyor. Metal olmasına rağmen sıvı, farklı ama her şekle uyumlu. Aynı zamanda ağır, çizgisini bozmuyor ve bir arada duruyor. Olduğum ve olmak istediğim her şey.

Aww, daha güzel özetleyemezdin. Son olarak, Celia, yazmayı en çok sevdiğin ve en çok okuduğun türler neler? Ve başka yazarlara vermek istediğin bir tavsiye var mı, özellikle de yeni başlayanlara?

– En çok fantastik yazıyorum ve okuduğum türlere net bir cevabım yok, psikolojisi karakterleri iyi yazılmış her şey okuyorum sanırım.

Yeni başlayanlara tavsiyem asla pes etmemeleri ve devam etmeleri. Yorumları, eleştirileri dikkate alsınlar ve kendilerini geliştirsinler.

Söylemek istediğin başka bir şey yoksa, ikimizin de pek sevdiği gibi dramatik bir son nokta koyalım hadi. (Tek bir gözyaşı damlası yanağından aşağı süzülürken beyaz mendili rüzgarın etkisiyle naifçe havalanır ve nazlı nazlı salınır. Elveda, Celia, elveda… Her şey için teşekkürler…) Ev sana seni çok sevdiğini söylememi rica etti bu arada, iyi ki bizimlesin binin yazarı, yıldızların hep böyle parlasın.

C: (Birimizin ölmesi lazımdı yalnız olmadı böyle) Ben de sizi çok seviyorum, iyi ki varsınız. Çok teşekkürler…

Atalente Yazar:

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.