Hogwarts’tan Gotham’a: Jess’in Yolu

Merhaba sevgili Ev sakinleri, uzun zamandır röportaj yapmıyorduk, bu yüzden de yine uzun zamanlar boyunca kaybolup sonra dönen bir yazarımızla röportaj yapalım dedik. Prae’nin en işsiz admini unvanıyla da ben Violet bu işi üstlendim, laf aramızda, röportaj yapmak gerçekten zevkli bir şey bence. 😀

Ve karşınızda Sadece Tutku’nun yazarı, Draco’yla ayrılmaz bir bütün olan meşhur OC Jessica Dumbledore’un yaratıcısı, eski dost, güzel insan, Jess…

Röportajda kullanacağımız görseli belirleme çabaları arasında ben de sorularımı hazırlıyorum, normalde çarşamba akşamı yapacağımız röportaj, Jess’in dershanesi tatil olunca bugün aradan çıksın istedik. Çünkü Jess perşembe günü bir kampa gidecek ve o gitmeden röportajı yayımlamak istiyoruz, bu sıkışık takviminde (o bir YGS öğrencisi, evet, maalesef) bana vakit ayırması bile incelik zaten. 🙂

Jess çok heyecanlı, o yüzden başlamadan ince belli bardakta, dumanı tüten bir çay ikram ediyorum ve o yavaş yavaş sakinleşirken, konuşmaya başlıyoruz.

FANDOMDAN UZAK KALMAK KIYMETİNİ ANLAMAMI SAĞLADI.

Eveeet, başlıyoruz o zaman. 😀 Jess, röportaj isteğimi kabul ettiğin için teşekkürler öncelikle. İlk  olarak, seni tanımayan okurlar için kendini kısaca tanıtır mısın? Jess kimdir, necidir, kaç yaşındadır?

Ben teşekkür ederim. Sanırım “on sekiz yaşında ve sınav mağduru” tam oturur bu kısma. (Gülüyor) Kimdir kısmına hâlâ ben de tam bir cevap bulamadım; yaşa gelirsek on sekiz yaşındayım. Neciyim kısmı ise… İçinde kitapların (ve çizgi romanların) olduğu her şeyle uğraşmayı/yazmayı seven biriyim. Okuduğum her şeyde hayal gücüm devreye girer, kocaman shipperım ve hâlâ Beauty and the Beast izlerken duygulanıyorum. 😀

İçimizden bir fangirl diyorsun yani 😀 Teşekkürler… Gelelim ikinci soruma: Seni HP, özellikle de Draco/Jess fanficlerinle tanıyoruz. Sana nickini de veren bu OC nasıl doğdu ve gelişti? Bize Jessica Dumbledore’u da tanıtır mısın azcık?

Benim HP’yle tanışmamla doğdu diyebiliriz aslında. HP bittiğinde (evet Ölüm Yadigarlarının 2. bölümü vizyona girdiğinde oldu tamamen) ben kitaplardan ve filmlerden pek tatmin olmadım; hiçbiri yetmedi bana, daha fazlasını istedim. Özellikle de 19 yıl sonraki kısımda Draco’nun kitapta hiç adını bile görmediğim bir karakterle evlendiğini okuduğumda dedim ki, bu böyle olmaz bana daha ayrıntılı, daha kim olduğu bilinir biri lazım. Sonra vikide bütün karakterleri okudum, kimliklerini çıkardım, internette Draco Malfoy’lu hikayeler diye aratıp oradaki OC karakterlere baktım ve benim kafamda Draco nasıl biriyle evlenirdi diye kendime sordum. Hiç soyadını duymadığım sil baştan biri de yoktu kafamda, çok doğal bir şekilde evrene dahil olmalıydı diye düşünürken Dumbledore aklıma geldi. Seride Draco’dan sonra en sevdiğim karakter oydu, bu nedenle onun üzerinden yürümek istedim. Ayrı bir Dumbledore soy ağacı çıkardım, sonra bunu bir şekilde (Jess’in annesi üstünden) Malfoylara bağladım ve bum! Karakter bir anda yoktan var olmuş gibi karşıma çıktı, Harry ile Ron’un trendeki konuşma sahneleriyle de hikayeye dahil ettim, sonra olaylar gelişti. Ardından hataları kusurları örte örte böyle bir karakter çıktı karşıma, çok da sevdim. Öyle öyle orijinal kurguya dahil ede ede de gelişti, tahmin ettiğimden de güzel bir şeye dönüştü. ^^

Jess’in karakter gelişimine gelirsek… Aslında yazdığım ve evde de paylaştığım Sadece Tutku’da tamamen onu anlatıyorum, zira o artık son şekil almış hali, ondan daha ilerisi olmayacak fakat böyle azıcık bir tanımlamam gerekirse… Biraz gıcık yapısı var; hazırcevap bir kişilik, son sözü söyleyen kişi olmak hoşuna gidiyor (ben hiç öyle olamadım mesela *random gülüş*) ama aynı zamanda içinde bastırdığı duygular yüzünden söylediklerinden pişmanlık duyduğu da oluyor. Annesinden kaynaklı bir soğukluğu var insanlara karşı, pek sevgi böceği değil yani. 😀 Onun dışında… Ben her zaman Gryffindor ve Slytherin’in karışımı olarak görmüşümdür onu. Bencil biri, fakat arkadaşları için her türlü fedakarlığı da yapar. İnsanları hayatından en küçük bir hatada çıkarır, ama sonra bunun için pişman olur. Okuduğumuz çoğu popüler kitaplardaki genç kız figürlerini bilirsin, oradaki kızlar çoğu zaman erkeğin korumasına ihtiyaç duyar, Jess’de bu yok. O her şeyin altından kalkacak kadar güçlü; bu yüzden feminist bir karakter de diyebiliriz. Çoğu zaman duygularını da gizliyor, insanlara güvenmediği için. Bunu bazen sivri diliyle, bazen de karşısındakine soğuk durarak yapıyor. O yüzden biraz karanlık ve gizemli biri.

Daha fazla anlatmayayım bence yoksa sabaha kadar susmam. 😀

Valla biz de sabaha kadar dinleriz, öyle ayrıntılı, ince düşünülmüş bir karakter ki… Sen benim sorulmamış sorularıma da cevap verdin bu arada, mesela Draco’dan sonraki favori karakterini soracaktım, Dumbledore’muş, Jess de Gry/Sly karışımıymış. 😀 O zaman şunu sorayım, Draco/Jess’ten sonra HP’de sevdiğin şipler neler?

Deli gibi en ince ayrıntıyı bile düşündüğüm kabul ediyorum, evet. Blaise ve Ginny! *-* Pansy ve Harry de okurum ama Blaise ve Ginny… Onlar daha hoş geliyor bana, her ne kadar Blaise hakkında çok bir şey bilmesek de hayalimde ikisi birbirine çok yakışıyor. (random gülüş)

Ayy Blaise/Ginny! Nasıl unuturum, ben de çok severim onları <3 (Melisa sağolsun şipletti ağzımdan burnumdan iterekten *random gülüş* selamlar burdan ona)

Şimdi ciddili bi soru: Birkaç yıldır fandomlardan, internetten uzaktın, daha yeni döndün sayılır. Bu ara sana ne kattı, iki yıl önceki Jess’le şimdiki Jess arasında ne farklar var sence?

Ay çok iyi yapmış! Bence herkes sevmeli, sevenler sevmeyenlere sevdirmeli! <3

Fandomlardan uzak kalmak sadece kıymetini iyice anlamamı sağladı, orası kesin. 😀 Ben her zaman kitap okumayı severdim ama bir şeyler yazmayı, çiziktirmeyi bırakınca aslında kelimelere ne kadar kapıldığımı anladım. Bir şeyler yazmadan silikleştiğimi anladım. Okul dönemi ve okulla alakalı diğer bir çok şey yazmamı engelledi ve yaz tatilinde bilgisayarımı elime alınca resmen çok mutlu oldum. Sabahtan akşama kadar yazdım, kesmedi gerçi ama olsun; sınav dönemim bitince iyice yapışacağım bilgisayara.

Arada geçen iki yılda ise geçmişimdeki halime kıyasla daha olgun olduğum ve eskisi gibi aniden parlayıvermek yerine daha sakin kaldığım bir gerçek. Geçen yılım hayatıma her anlamda bir sürü şey kattığından herhalde, artık daha sakinim. Onun dışında pek bir fark yok, hâlâ aynı J&D hikayeleriyle gözlerimde kalpler açtırabilirsiniz. 😀

DC’DE BİR CATWOMAN SERİSİ YAZMAK İSTERİM.

E bizi de özlemişsindir tabii 😀 (buna özlemedim diyemezsin zaten *random gülüş*, tuzak soru)

Ehem, neyse ciddileşeyim… Röportajdan önce soru çıkartırken Ev’deki hüviyetine baktım da, sende bayağı güçlü bir çizgi roman merakı var sanırım. Nedir bu iş, nerden çıktı nasıl başladı? En çok hangi çizgi romanları seviyorsun ve favori çizgi roman karakterin kim mesela?

Hepinizi çok özledim, zaten yazmaya dönmemdeki en önemli etken de sizlerdiniz, sitedeki o sıcak ortam burnumda tüttü desem yeridir 😀

Evet, çizgi romanlar! *-* Şimdi cevabım çok garip gelecek büyük ihtimalle ama bu merakı YGS sağ olsun, o başlattı. Roman okuyacak vaktim pek olmuyordu, ama okumayı bırakmak da istemiyordum, o yüzden böyle bir yol seçtim. Onlar da beni resmen içlerine çekti, ikimiz de çok mutluyuz. Aslında bende çizgi roman karakterlerine karşı bir merak, bir ilgi her zaman vardı (sıkıldıkça Batman The Dark Knight izleyen biriyim ben), o duygu beni perçinledi, yazın da ilk çizgi romanımı aldım; baktım ben bu işle uğraşmayı seviyorum, devam ettirdim. Öyle sayılı bir favori çizgi romanım yok, ama yayınevim var: DC ile Marvel. Onlara ait bütün çizgi romanları toplamak gibi büyük bir hayalim var, bulduğumu alıyorum, kütüphanem taşacak yakında. 😀 En sevdiğim çizgi roman karakteri Batman ve onun Gotham şehrinde yaşayan iyisiyle kötüsüyle herkes. Biliyorum, biraz ucu açık bir cevap oldu ama Batman’i Batman yapan Gotham’dır ve Gotham’ı Gotham yapan da orada yaşayan insanlardır. O yüzden Batman’ı çekip alamam, yoksa onu o yapan her şeyi mahvetmiş olurum (GOTHAM AŞKIM DEPREŞTİ ŞU AN ÇOK FENA) 😀

Ayayayay teşekkür ederiz <3 Biz de seni özlemiştik be Jess :))

Ama ben sana DC mi Marvel mi diye o ölümcül soruyu soracaktım, sonra yorumlarda ikisinin fanlaırnı kavga ettirecektim Jess niye ikisini de seviyorsun ki *random gülüş*. Peki Jess, sen bi çizgi roman karakteri olsan, kim olmak isterdin?

*Utanır, kızararak gülümser, çaya gömülür*

Ay o zaman iyi ki ikisi de demişim çünkü ben o tür kavgalara çok rastgeldim forumlarda. 20-25 yaşında insanlar o daha iyi, hayır bu daha iyi diye yorum atıp resmen kavga ediyorlar (ama tercih hakkım olursa DC’yi seçerim kimse kusura bakmasın).

Ben Catwoman olmak isterdim, çok net. Aşırı hoşuma giden bir karakter ve hem iyi hem de kötü olma eğiliminin olması çok hoşuma gidiyor; onu doğal gösterdiğini ve karaktere ayrı bir derinlik kattığını düşünüyorum. Ve tabii Batman’le kedi-fare oyunlarını izlemek de çok hoşuma gidiyor, ayrı. 😀

Acaba Marvelciler buna diyecek hımmm *kötü kadın kahkahası*

Ya valla tahmin etmiştim ve senden çok iyi Catwoman olur bence, tam o havan var… 🙂 İleride çizgi roman yazarı olmak gibi bir hayalin de varmış, doğru mudur?

Ya Marvel’dan da çok beğendiğim karakterler var (daha bugün yeni Daredevil sayısını aldım mesela) ama DC’nin yeri bende ayrıdır. 😀

Yaaa *otuz iki diş sırıtır* Gözlerimde kalp açtırdın, daha önce kimse beni bir çizgi roman karakterine benzetmemişti, resmen mutluluktan uçtum. *-* Evet öyle bir hayalim var. DC’de bir Catwoman serisi yazmak şu anda birinci sırada bir hedef benim için (geleceğimi bile sırf DC New York’tan LA’ya taşındığı için LA’ya göre kurdum *Gülüyor*)

SINAV DÖNEMİM BİTİNCE ÖZGÜN KURGU YAZACAĞIM.

Umarım bu hayalin gerçek olur bir gün 🙂 Peki biraz daldan dala atlayalım, müzik sever misin Jess? En çok kimleri/neleri dinlersin?

Umarım olur. Çok severim, kitap okumaktan sonra en sevdiğim şey herhalde. Alternatif tür favorimdir, genelde o tarz dinlerim ama kişi kısmında ayrımcılık yapmam. Alternatif olsun yeter ^^

Müzik bir de ilham kaynağı çoğumuz için, sana da öyledir herhalde…:) Bu arada sorularımın sırası karıştı ay… *aranır* Evet, şeyi soracağım şimdi: Fanfiction dışında, bir özgün yazma planın var mı bu yakınlarda? Ya da bir fikrin, yazmak istediğin bir konu? Yoksa şimdilik sadece hayran kurguyla mutlu musun?

Evet, gerçekten de öyle. Nasıl yapıyor bilmiyorum ama sözlerinin kafamda yeni kapılar açtığını hissedebiliyorum çoğu zaman, size de öyle olmuyor mu? *-*

Ne yalan söyleyeyim kafamda yığınla özgün kurgu var; en çok kağıda dökmek istediklerimi unutmayayım diye not aldım; şu sınav dönemimin bitmesini bekliyorum. Bitsin, ondan sonra kelimenin tam anlamıyla başlayacağım yazmaya fakat gene sınavlarım sağ olsun, şimdilik hayran kurguyla geçinip gidiyoruz.

Kesinlikle öyle oluyor! Ve merakla bekliyoruz özgünlerini, eminim çok güzel olurlar 😀

Bitti bitiyor, umarım çok sıkılmamışsındır, az sorum kaldı… Bir okur olarak, hangi türlerde okumayı seviyorsun peki? (Hem fanfiction, hem çizgi roman hem de roman olarak, genel.)

Hayır ne sıkılması saniyede bir sayfayı yenileyip duruyorum 😀

Yalnızca fanfictionlarda aşırı OOC’ye kaçan hikayeler varsa ve bir de bunun yanında karakterler aşırı çıt kırıldımsa, o zaman o hikayelerden uzak durmayı seçiyorum onun haricinde keskin kırmızı çizgilerle belirtilmiş bir sınırlamam yok; fantastik, macera, polisiye, gizem… Hepsini severim, hepsini okurum. ^^

Her şeye açığım yeter ki iyi yazın diyorsun yani? Çok güzel bir yaklaşım bence. <3

O zaman bir de favori yazarlarını sorayım, özellikle sevdiğin, ne yazsa okurum dediğin isimler… Amatör ya da profesyonel.

Kesinlikle; yeter ki okunacak kaliteli bir şey olsun <3

Profesyonel için şu sıralar en merakla beklediğim yazar George R. R. Martin ve onun Kış Rüzgarları. Philippa Gregory ve John Green. Roman konusundaki altın üçlümdür. Scott Snyder, Tom Taylor ve Brian Micheal Bendis de çizgi roman konusundaki altın üçlümdür.

Martin sizi daha çoook bekletir benden söylemesi 😀 Vee evet sanırım artık röportajımızın sonuna geldik. Son olarak; Jess, bunu okuyanlara söylemek istediğin bir şey var mı? Yazmak, hayat veya YGS/LYS hakkında herhangi bir tavsiye mesela?

Ya deme öyle, ben umutluyum çıkacak sonunda 😀

Pes etmeyin. Farkındayım, biraz klişe duruyor, ama gerçekten de öyle; bu sene bunu daha iyi anladım. Konunun ne olduğu fark etmez, asla pes etmeyin, hayalleriniz için mücadele edin. Harry pes etmediği için Harry oldu; Batman’i Batman’i yapan şey dediğim gibi Gotham’dır, Gotham’ı daha güzel bir şehre çevirme isteği ve bunun için mücadele etmesidir.

O yüzden, size mücadele edin.

İnşallah diyelim 😀

Çok güzel bir tavsiye <3 Ve 2 saat olmuş başlayalı, Jess çok teşekkür ederim vakit ayırdığın için…:)

Aynen, inşallah 😀

Faydası olursa ne mutlu <3 Ovv o kadar olmuş mu cidden, farkına varamadım… Ne demek, asıl ben teşekkür ederim, çok güzeldi ^^

Valla oldu. 🙂 Okuyanlara da teşekkür edeyim şimdiden, hoşçakal Jess, seni seviyoruz <3

Okuyanlara benden de bir teşekkürler, ben de sizi seviyorum, hoşçakalın! <3

Violet Yazar:

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.